Çarşamba, Eylül 28, 2005

Afrirampo geliyor!


Gayet betimleyici bir fotograf
Biri davulda biri gitarda iki tane deli japon kızından müteşekkil rock patlaması Afrirampo, 3 Ekim'de Roxy'de!

Konser tanıtımda garage-punk, noise(rock), no-wave, female-punk (ne demekse) denmiş kendileri için. Belirtilmesi gereken daha önemli bir nokta, ilk albümlerini değerli insan John Zorn'un plak şirketi Tzadik'ten çıkarmış olmaları.

Yazılı bilgiler bir yana, bu iki çılgın kızın canlı performanslarının son derece enerjetik ve eğlence küpü olduğu anlatılagelenlerden. O kadar hoplayıp zıplarken, yerlere yatıp Japonca Japonca bağırırken ne ritim kaçırdıkları ne de rezil oldukları görülmüş. Yakın tarihte ülkemizde yaşanan geleceğin-saygıdeğer-gruplarının-canlı-performansları-patlaması gerdanlığına harika bir inci daha ekleyecek bu geceyi iki eliniz kanda olsa kaçırmayınız. (Bir metafor nerde patlar?)

(Stüdyo İmge davetiye bile dağıtıyor!)

Pazar, Eylül 25, 2005

Saykodelik Kollektivizm: Elephant Six


Aile saadeti.
Atmışların sounduna saykodelik sözleri, dünyanın en boktan distorsyon tonları, pikolodan ukuleleye duyunca tahmin edemeyeceğiniz garip enstrümanlar, ıslıkla çalınabilen gitar riffleri ve kollektif yaratımın gücü! Bugün lo-fi ya da neo-psychedelia diye müzik türleri varsa bunun sorumluluğunu Lousiana'dan dört arkadaşa yüklemek saçma olur ama yine de bir ton harika müzik onların sayesinde ortaya çıktı eminim ki.

Sözkonusu dört çocukluk arkadaşı, Robert Schneider, Bill Doss, Will Cullen Hart ve Jeff Mangum, beklendiği üzere lise yıllarında müziğe ilgi duymaya başlarlar ve -şimdi olduğu gibi- birçok projede çalarlar. Doksanların başında hepsi sırayla Birleşik Devletler'in muhtelif eyaletlerinde okumaya gidince kendileri gibi heyecanli gençleri bulup bir dizi grup kurarlar. Gelgelelim yıl 1993 olur ve Elephant Six'in üç büyükleri bu sıralarda kurulur, Will ve Jeff ve hatta sonradan Bill ,Olivia Tremor Control'a dönüşecek olan Synthetic Flying Machine'i kurarlar -ki bu aynı zamanda naçizane bir Jeff Mangum şarkısının ismidir-; Robert, Apples in Stereo'yu kurar ve oldu olacak bir de EP çıkarır bu da ortak kurdukları E6 plak şirketinin ilk releasei olur.Olivia Tremor Control da bunun üstüne "California Demise" albümünü yine E6'ten çıkarır. Olivia'dan ayrılan Jeff'in de Neutral Milk Hotel'i toplamasıyla lo-fi patlar. E6 camiası büyür. Grup elemanları kendi aralarında binbir türlü kombinasyonla onlarca grup daha kurarlar. Asla sıkılmazlar.

Ütopya bitmedi. Athens,Georgia'da bir evde bir fax makinesi, bir bilgisayar ve az buçuk bi parayla şirket ve müzikal komünite müzik üretip durdu. Birçokları çoktan büyük labellara geçmiş olsalar da kollektif ruhu korudular ve bağımsız duruşlarını kaybetmediler. Şimdi E6 kollektifi Amerika'nin dört bir köşesinde devam ederken Beulah'tan Elf Power'a birbirine oldukca yakın ama bir o kadar da özgün işler içeriyor.

Çarşamba, Eylül 21, 2005

Roots Underground - Tribesman Assault (1977)


Ahanda plak kapağı.
Jamaikalı Lloyd “Bullwackie” Barnes’ın New York’ta kurduğu Wackie's House Of Music tükkanının arkasında kurulan, Amerika’nın ilk önemli reggae stüdyosundan çıkma 1977 tarihli albüm, Rootsman Underground’un tek albümüdür. Alman teknocu Basic Channel adlı grubun Wackie’s etiketli plakları elden geçirmeye başlamasıyla, Tribesman Assault 2003 tarihinde yeniden piyasaya sürüldü.

Vokallerini K.C White ve Love Joys’un yaptığı “Open the Gates” albümün tek sözlü kımıl kımıl reggae şarkısı … Diğer kımıl kımıl şarkıları, özellikle “High Times” (adından da belli olmak üzere), Jamaica’nın bağrından kopan bitkilerin yapraklarıyla bezenmiş enstrümantel, sek dub şarkıları. Enstrumantel demişken şarkılar, davul, bas, ritim ve lead gitarlar ayrıca klavyeden oluşuyor.

Albüm hakkında daha ayrıntılı bir yorum burda var.

Cumartesi, Eylül 10, 2005

John Scofield


Pek de sevimli
Bir devden bahsederken küçük harfler ne kadar anlamlıysa, jazz gitar üstadı John Scofield için sarf edeceğim iltifatlar da o kadar anlamlı.
Şu vakitlerde 34. albümü "That's What I Say" (John Scofield Plays The Music of Ray Charles) i piyasaya sürdü. Albüm Ray Charles'ın ölümünden sora oluşmaya başlamış. 2006'da konserler için kervan başı çekcek olan John Scofield, umarız bize de uğrar. Modern Jazz'ın önemli müzisyenlerinden biri olan John Scofield, yine jazz müziğinin guruları olan birçok müzisyenle çalışmış. Bunlar arasında John Patitucci, Dave Holland, Al Foster,J. DeJohnette, Marcus Miller, Gypsy Kings gibi isimler var. Liste oldukça kabarık lakin John Scofield modern jazz müziği için bir fenomen.

"A Go Go" ve "The Überjam" albümlerine de bir kulak verin.

Cuma, Eylül 09, 2005

Live Forever (2003)


Maşallah çok manidar bir kapak
Live Forever, 90ların başında Seattle'dan dünyaya egemen olan grunge akımının altında kalan İngiliz pop/rock endüstrisinin ayağa kalkma hikayesini anlatmaya başlayan şirin ve eğlenceli bir belgesel.

Genellikle Oasis ve Blur kavgası etrafında dönenen, araya Pulp ve Massive Attack'i de sıkıştıran bir film olmuş. Geri planda bol bol Radiohead çalmasına ve bir sahnede Portishead'le heyecan yaşatmasına rağmen Britpop'u genelde iki grubun kavgası olarak lanse etmişler. İngiliz aksanıyla sorununuz varsa, (özellikle Liam Gallagher çok yorucu olabiliyor) sorun yaşayabileceğinizi de şimdiden söyleyeyim. Yine de Oasis elemanlarından bol bol bomba laf geliyor, içtiğiniz kola boğazınıza dolanabiliyor.

Damon Albarn'ın androjenden erkeğe geçişini ve Jarvis Cocker'ın o zamanlardaki halleriyle dalga geçmesinin harikalığını izleyip eski klipleri seyretmek bile yeterince keyif verici olabiliyormuş, insanı nostaljiden çatlatabiliyormuş.

Perşembe, Eylül 01, 2005

Allah'ın Unuttuğu Yer: Saddle Creek


Sakin ve sessiz orta amerika
gençliğine uygun bir kapak
1993 yılında bir kaç çocukluk arkadaşı, Conor Oberst adında, 13 yaşındaki çocuğun şarkı sözlerini yazıp söylediği bir albümü, 100 adet basıp dağıtıma başlarlar. Üç yıl sonra adı Saddle Creek olarak koyulan bu plak şirketi, bünyesinde lokal müzikleri toplayarak daha sonraları Amerikan bağımsız müzik piyasasının en gözde plak şirketlerinden biri olmayı başarmıştır. Bünyesinde Bright Eyes, Cursive, Rilo Kiley, The Faint gibi grupları barındırdığını söylersem tarzları yeterince açıklayıcı olur.

Plexi Films tarafından Saddle Creek'in 10. kuruluş yıldönümünü kutlamak amacıyla çıkartılan dvd'de şirkete bağlı olan grupların yaklaşık 50 adet canlı performansı ve gruplarla yapılmış röportajlar bulunuyor. Saddle Creek'in memleketi olan Omaha, Nebraska'da yapılan bir galadan sonra 29 Ağustos'ta piyasaya sürülmüş.

Sadece Conor Oberst denen veledin başardığı işleri görmek, "Köyden indim şehre" temalı Saddle Creek Records'un başarısını bizzat içindeki insanlardan dinlemek için bile almaya değer.

Last Days (2005)


"Smells like shit."
"It's been written that I play Courtney Love, and it's not true. I'm so upset. I don't know why people say that. I feel very sorry for her. She's been demonised and I feel sorry for anybody that's lost like that. But no, I play a character that's very dorky."

Yukaridaki sözler Gus Van Sant'ın Kurt Cobain' i anlattığı rock&roll draması "Last Days"de Courtney Love'ı oynadığı iddia edilen Asia Argento'ya ait. Proje aşamasından çekimler bitene kadar sıkıntılı anlar geçiren Van Sant, en sonunda filmle ilgili düşüncelerini açıklamış: "Bu filmi görmek ona acı verebilir."

Yapımcılığını HBO'nun üstlendiği film, 22 Temmuz'da Birleşik Devletlerde vizyona girdi. Filmin diğer ilgi çeken yanı ise, Sonic Youth'dan Kim Gordon'un bir rolle filmde yer alması, Thurston Moore'un ise filme müzik danışmanlığı yapması. Şuradan yönetmenle yapılan röportaja, buradan da filmin fragmanına ulaşabilirsiniz.

Londra ve Sri Lanka'nın Bağrından: M.I.A.


Arular (2005): Albümün kapağı müziğin
estetiğini harika yansıyıtor.
Sri Lanka'lı bir devrimcinin (anlarsınız ya) bir çeşit sürgünde Londra - Sri Lanka arasında büyüyen kızı M.I.A., gerçek adıyla; Maya Arulpragasam. Hikayesinin bizim konumuz olmasını sağlayan ise bu senenin başlarında müzik dünyasına -tabiri caizse- bomba gibi düşmesi.

Kendin-yap estetiğinin tek kişi tarafından da bir orkestra gibi gerçekleştirilebildiği günümüzde, M.i.a. da albümünü oturma odasında kaydedenlerden. (Yakın zamanlarda yine Londra'dan yeşeren Grime akımı gibi mesela)

Arular'da Hip-hop, electro ve grime gibi şeyler hissetmek mümkün. Romantik tabirle, yerinde durmayan; fıkır fıkır bir albüm. Ama onu enteresan kılan garip sample'ları, enteresan vokali ve mühim konulara değinen şarkı sözleri.

Şu sıcak yaz günlerinin sonlarına yaklaştığımız günler -hazır olun geliyor- yaza damgasını vuran bu albümü tekrar tekrar dinlemek için fevkalade uygun bir zaman. O da kesmezse sevgilisi Diplo'yla birlikte hazırladıkları Piracy Funds Terorism'i de deneyebilirsiniz.

Bu yaz Lcd Soundsystem'la turladığını belirtip iki tane güzel röportajını da ekledikten sonra bir ayrıntıyla sona erelim. Sri Lanka ve Ingiltere arasında, bizim de yakından tanıdığımız "Almancı Sendromu"na benzer bir durumda olduğunu belirtiyor ve ekliyor:
[Bir Sri Lanka gazetesi diyor ki:] Bu kız, neyin nesi bilmiyoruz ama herkes onu konuşuyor. Şarkılarında ne dediğini de bilmiyoruz ama herhalde güzel ki beğeniyorlar. Bizim de ona destek vermemiz gerekir. Her ne kadar kıyafetlerini ve şarkılarını göz ardı etmeniz gerekecekse de bizim için iyi şeyler düşündüğü belli.
Düşünüyorum da benzer bir durum bir Türk kızı için olsaydı, biraz karikatürize tabi ama, ana bağlamda çok da farklı şeyler yazmazlardı. Bütün club'lar çalardı şarkılarını o ayrı ama...

Bloc Party - Silent Alarm Remixed (2005)


Orijinal kapağın siyahı
Yıldızı kısa süre önce parlayan İngiliz art rock/indie rock grubu Bloc Party'nin 2005'te çıkan ve çok iyi kritikler alan albümü "Silent Alarm" remikslenmiş. Listede M83, Death From Above 1979, Mogwai gibi önemli isimler var. Bloc Party hayranlarına duyurulur.

Ayrıca bu hayranlar ve merak edenler şuradan bir Bloc Party röportajına ulaşabilir.

Dopplereffekt - Gesamtkunstwerk (1999)


Çok idealist bir kapak olmuş.
" Sitting in the laboratory

Conducting experiments

Analyzing data

I am a scientist "

Dopplereffekt - Scientist